Gece, yalnızca ışığın çekilmesi değildir.
Gece, insanın kendine yaklaştığı zamandır.
Bilim der ki:
Güneş battığında, beynin içindeki görünmez bir saat devreye girer.
Melatonin salgılanır.
Hormonlar yavaşlar, kalp ritmi düşer, beden savunmayı bırakır.
Hücreler onarılır, hafıza düzenlenir, günün yükü tasnif edilir.
Beyin, gündüz topladığı karmaşayı gecede sadeleştirir.
Bu yüzden gece;
–öğrenilenlerin kalıcı olduğu,
– travmaların işlendiği,
– bilinçaltının konuştuğu zamandır.
Bilim buna nörolojik temizlik der.
Ama insan sadece bedenden ibaret değildir.
Ruh için gece;
gürültünün çekildiği,
rollerin sustuğu,
maskelerin düştüğü vakittir.
Gündüz akıl savunur,
gece kalp konuşur.
Gece karanlık değildir aslında;
fazlalıklardan arınmış bir aydınlıktır.
Işık azalır ki,
insan içindekini görebilsin.
Tasavvuf der ki:
Gece, perdenin inceldiği andır.
Kul ile hakikat arasındaki mesafe kısalır.
Seher vakti bu yüzden kıymetlidir;
çünkü zihin sustuğunda,
dua yalnız kelime değil, hal olur.
Bilim ve ruh burada birleşir:
Sessizlik arttıkça, farkındalık yükselir.
Gece;
insanın kendine yalan söyleyemediği zamandır.
Gündüz kaçılan sorular,
gecede kapıyı çalar.
Bu yüzden bazı geceler uyku tutmaz.
Çünkü beden dinlenmeye hazırdır
ama ruh konuşmak ister.
Gece;
iyileştirir,
öğretir,
yüzleştirir.
Bilim buna regülasyon der.
Ruh buna uyanış.
Ve belki de bu yüzden,
tarihin en derin duaları,
en büyük keşifleri,
en gerçek kararları
geceye yazılmıştır.
Gece bu yüzden sadece zaman değil,
bir eşiktir.
Uyuyanlar için dinlenme,
uyanık kalanlar için
hakikattir.

Hayal Postası
Bu yazar hakkında henüz bilgi bulunmuyor.
