Bir gün gökyüzüne baktı, Ay’ı gördü ve içinden şöyle dedi:
“Orada, yıldızların altında, mis gibi demlenmiş çayımı yudumlasam ne güzel olurdu…”
O gece Ay, onun hayalini duydu.
Bir ışık huzmesi Murat’nın kalbinden gökyüzüne uzandı.
Sabah uyandığında, elinde minik bir bilet vardı:
“Ay’a tek yönlü: Hayalin gerçekleşiyor!”
Murat, yanına bir semaver, birkaç fincan, biraz da Karadeniz rüzgârı aldı.
Roket sessizce havalandı.
Ay’a vardığında ilk yaptığı şey, kraterlerin arasına bir masa kurmak oldu.
Bir köşeye “Murat’nın Ay Bahçesi” yazılı tabelayı astı.
Yıldızlar müşteriydi.
Gökyüzü masmavi değil, gümüş rengindeydi.
Dünya yukarıdan bir mavi boncuk gibi görünüyordu.
Her yudum çayda, bir anı, bir sevda, bir tebessüm vardı.
Ve her kim Ay’a baktıysa o gece,
Sanki bir yerden hafif bir buhar yükselmişti…
O buhar, Muratnın semaverinden gelen sıcaklıktı.
Ay’da açılan ilk çay bahçesinin adıydı o sıcaklık:
“Hayal varsa, imkânsız yoktur.”

Hayal Postası
Bu yazar hakkında henüz bilgi bulunmuyor.
